Mehmet Paksu

Mehmet Paksu


1 Ekim 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

"Kadın kocasının ihtiyacını karşılamazsa..."


Mehmet Bey, keşke mümkün olsa da bir televizyon kanalında, her gün halkımızın dertleriyle haşir neşir olsanız, çok sevap alırsınız.
Zira erkek olsun, kadın olsun "Evlilik sorumluluğu nedir" bilinmiyor. Adam evleniyor ama hanımına yaklaşamıyor. (Okuyucum resmi nikâh yapmadan dini nikâhla evliliği kastediyor) Şayet yaklaşırsa zina, tecavüz oluyormuş ve hapse giriyor. Böyle saçma şey olur mu? Bugün ben de dahil insanımız bir çıkmazın içindeyiz. Evlendik, çoluk çocuk sahibi olduk, 60 yaşına geldik, hanım hâlâ niçin evlendiğinin farkında değil. Canı isterse kocasıyla beraber oluyor, istemezse olmuyor. Pekiyi koca ne yapsın?

65 yaşında bir dostum var, gizlice nikâhlanmak zorunda kaldı. İran'ın yönetim biçimini hiç sevmezdim ama artık sevmeye başladım. Orada mut'a nikâhı varmış, saatlik ya da günlük evleniyorlarmış. İki gönül bir olunca İslam'a daha mı uygun oluyor? Beylerin bu yalnızlığına nasıl çare bulunacak? Kadın hacı, dindar ama beyinin cinsel ihtiyacını karşılamak zorunda olduğunu bilmiyor veya bilerek yapmıyor. (Rumuz: Dostum)

Aile içi problemler, özellikle cinsel konular ancak birebir konuşularak çözümlenir. Eşiniz dindar birisi olduğuna göre kendi aranızda çok rahat çözüm bulabilirsiniz. Öncelikle ona olayın ciddiyetini anlatın.

Belli aralıklarla ihtiyacınızın olduğunu söyleyin. Birtakım bahaneler ileri sürerek bu ihtiyacın ihmal edilip karşılamadığı zaman zor durumda kaldığınızı, harama düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunuzu dile getirin. Bundan kendisinin de sorumlu olduğunu, dolayısıyla günaha girdiğini belirterek meseleye dikkatini çekin.

Ayrıca kadın, eşini haramdan koruduğu zaman bir ibadet yapmış gibi sevap kazandığını da seslendirin. Çünkü harama düşmemek, harama engel olmak da bir tür ibadettir.

Erkek sağlıklı olduğu sürece seksen, doksan da yaşasa hanımına ihtiyacının olduğunu anlatın. Hatta eşinin davetine ret cevap veren hanıma sabaha kadar meleklerin aleyhinde dua ettiğini ifade edin. Şayet bir rahatsızlığı varsa, ya bir psikologa götürün, gerekirse tedavi ettirin.

Sorunları tatlılıkla gidermeli

Fakat bu konuşmaları yapıcı/tatlı dille, sevgi ve muhabbet ortamında yapın. Kızarak, öfkelenerek, suçlayarak, bağırıp çağırarak, sorgulayarak yapılmayın. Peygamberimiz, hanımları kristal/billur şişeye benzetir, onlara nazik davranmayı tavsiye eder.

İran'daki mut'a/geçici nikâhın dini bir dayanağı yoktur. Dolayısıyla İslâmi anlamda hiçbir şekilde kabul edilemez. Şiaların bu uygulaması bize örnek ve ölçü olamaz, bizi bağlamaz, bize bir delil/hüccet sayılamaz. İslami nikâhın/evliliğin önemli şartlarından birisi de nikâhın sınırlı bir süre için yapılmamasıdır.

"Eşime karşı sevgim azalıyor"

Hayırlı günler! Bazen içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Eşime karşı muhabbet eksikliği duyuyorum. Haramlardan uzak durmaya çalışsam da (gözle) yapamıyorum. Bu durum oruçluyken daha çok oluyor. Bu konuda ne yapmalıyım? (Rumuz: Şimşek)

Eşinize olan sevginizin azalmasının önemli bir sebebi, haklı bir gerekçesi olmalı. Ya sizinle hayatı paylaşmıyordur ya ihtiyaçlarınızı karşılamıyor, üstüne düşen görevleri yapmıyordur veya gözü/gönlü başka birine kayıyordur. Böyle mücbir bir sebep olmadıkça sevginizin azalmaya yüz tutması bir vehim ve vesveseden ibaret kalır.

Bu sıkıntıyı herkesin baş düşmanı olan şeytan verir. Bunun için imkânınız müsaitse, durumunuz varsa bir psikologdan profesyonel destek almayı deneyin. Çünkü bu tür sorunlar üst üste gelirse ileride daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Bu açıdan sorunları tazeyken, küçükken gidermeye çalışmalı.

Kur'ân bakışları kontrol etmeyi emreder

Kur'ân mü'min erkeklere de mü'min kadınlara da gözlerini karşı cinsten sakınmalarını emreder. Peygamberimiz de her organın zinadan payının olduğunu bildirirken, özellikle bakışların kontrol altında alınması uyarısında bulunur. Çünkü kalbin dışarıya açılan penceresi gözlerdir. Gözler kalbe ne tür görüntüler gönderirse, kalp ondan beslenir.

Peygamberimiz'in bu konuda Hz. Ali'ye yaptığı ikaz da dikkat çekicidir. "Yâ Ali, ilk bakış sana aittir" derken, karşı cinse müteakip bakışları göndermemesini tembih eder. Çünkü ilk bakış, genellikle gayr-ı ihtiyarıdır, bir kasıt söz konusu değildir. Fakat devam eden bakışlar sorumluluklar taşır.

Şayet sizi rahatsız eden bu göz kaymaları oruçlu iken daha bir artış gösteriyorsa, nefse hâkimiyet konusunda biraz daha gayret göstermeli, orucun sadece yiyip içmeyi terk etmek olmadığı bilinmeli, gerektiğinde gözü, kulağı, dili ve ağzı da oruçtan haberdar etmelidir.

Bugün















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları






Anket

Sitemizde hangi bölümleri beğeniyorsunuz?
  • TARİF
  • MUTFAK
  • MANEVİYATIMIZ
  • ANNE BEBEK
  • KİTAP EVİ
  • DEKOR HOBİ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • AİLEM
  • DİYET BAKIM
  • ŞİFAHANE
  • HİKAYELER
  • ENGLISH
  • YAZARLAR
SİTE İÇİ ARAMA

En Çok Okunanlar